Film İncelemesi: Kediler ve Şeftalitopya (2018)
Film İncelemesi: Kediler ve Şeftalitopya (2018)

Film İncelemesi: Kediler ve Şeftalitopya (2018)

Kediler ve Şeftalitopya (2018)

Dokuz yaşındaki kuzenimle vakit geçirmek için tesadüfen bulmuştuk bu filmi. Sıkılacağıma dair önyargım, filmin içine çeken ilk dakikalarından itibaren sona erdi. Kediler ve Şeftalitopya, yaşınız kaç olursa olsun son derece keyif alabileceğiniz ve iç dünyanızdan bir şeyler bulabileceğiniz başarılı bir film. (Diğer sitelerde Kediler ve Şeftali Diyarı diye Türkçeleştirilmiş aslında ama bence böylesi daha doğru. Aslındaki “ütopya” sözcüğünün kaybolmaması gerekiyor.)

Pelerin (Cape) ve Battaniye (Blanket)

Battaniye tembel mi tembel, tombul mu tombul bir ev kedisidir. Yavruyken donmaktan son anda kurtulduktan sonra dış dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna inanmış, evin sıcak minderinde gününü gün etmektedir.

Battaniye’nin oğlu Pelerin ise hayat dolu ve meraklı bir yavru kedidir. Kuşları kovaladığı pencereden dışarı bakar, sokağın nasıl bir yer olduğunu öğrenmek ister. Babasından sürekli dış dünyayı anlatmasını istemektedir.

Merakını babasının anlattığı bir hikâyeyle kamçılanır: Annesi, muhteşem bir yerdedir. Kedilerin mutlu mesut yaşadığı, “süt, balık ve fantezi diyarı”, Şeftalitopya’da…

Battaniye, Şeftalitopya’yı anlatıyor.

Artık Pelerin’in tek bir dileği vardır: Dışarı çıkmak ve babasının, pencereden görünen dağın arkasında olduğunu söylediği Şeftalitopya’ya gitmek!

Şeftalitopya

Pelerin’in önünde uzun bir yol vardır. Önce yaşadığı yüksek katlı apartmandan aşağı inmeli, sonra nehri geçmeli, gökdelenlerle dolu şehrin içinden geçtikten sonra dağa tırmanmalıdır. Bütün bu parkurları aştıktan sonra hayalinde çiçeklenen ütopyaya varabilecektir. İşte 87 dakikalık bu film, bu uzun yolculuğu anlatmaktadır.

Uyarı: Yazının geri kalanında sürpriz bozan (spoiler) vardır. Bazı replikleri aynen yazacak, bazı olayları anlatacağım. Filmi şuradan izleyip yazıya devam edebilirsiniz.

Pelerin işe bolca bilgi toplayarak başlar. Günlerce tabletinden video izler, kendi yaptığı kanatlarla evin içinde uçmayı dener. Onca deney, gözlem ve çabanın sonunda roket yapmayı başarır ve böylece, ütopyaya yolculuğun ilk adımını atar.

Yavru kedinin çabalarını insanlığın bir misali olarak algıladım. Bir seyyah gibi gönderildiğimiz şu âlemde doğayı seyretmemiz, doğadaki güçlerden faydalanmaya çalışmamız, teknolojilerimiz; gemilerle denizde, uçaklarla göklerde seyahatlerimiz hep ruhumuzun derinliklerinde yatan ütopya için, cennet özlemi için değil midir?

Oysa dünya üzerinde mükemmellik yoktur, biliriz ama onu ararız. Bu, doğal eğilimimizdir.

Pelerin roketiyle uçmak üzere.

Azimli kedi roketiyle nehir boyunca uçar, şehri yamaç paraşütüyle geçer ve dağın eteğindeki ormana ulaşmayı başarır.

Pelerin’in evden ayrılması üzerine Battaniye ve evin papağanı Yağmurluk (Mack), Pelerin’i kurtarmak için yola düşerler. Çünkü ormanda hayvan şeklinde heykeller üreten bir cam fabrikası vardır. Fabrikanın patronu, hayvanları kaçırıp kalıplarını aldıktan sonra diri diri fırına atmaktadır. Bu şekilde çarpıcı sanat eserleri ürettiğini düşünmektedir. Sanatına ilham veren hayvanların canıdır.

Ayrıca Pelerin’in boynunda asılı cam küre kolyesinin peşindedir çünkü o kolye olmadan bir türlü istediği şekilde ilham alamamakta, heykellerini satamamaktadır.

Pelerin ütopyaya değil, tehlikenin kucağına uçmuştur kısacası…

Pelerin ve camdan tavşan heykeli.

Fabrikayı bir rakun çetesi korumaktadır. Rakunlar tarafından kovalanan Pelerin önce bir maymun tarafından, sonra da yaşlı bir kedi tarafından kurtarılır.

Bu yaşlı büyük kedi, çok önceleri Pelerin’in terk ettiği evde yaşamış ve Battaniye’nin yavru halini görmüştür. Cam küre kolyesini de bir zamanlar Battaniye’ye veren odur. Yaşlı kedi, Pelerin’i bir lokomotifte işlettiği bara götürür ve onu rakunlardan saklar.

Vadideki cam fabrikasını gören, fabrikanın yanındaki ışıltılı göle hayran kalan Pelerin, yaşlı kedinin bütün uyarılarına rağmen bardan ayrılır ve Şeftalitopya olduğunu düşündüğü o yere gider. Gitmeden önce yaşlı kedinin öğüdüne uyarak kolyeyi çıkarıp barda bırakmıştır.

Cam fabrikası.

Bu sırada Battaniye ve Yağmurluk da çeşitli badireler atlatarak dağa varırlar. Yolda Battaniye, Yağmurluk’a Pelerin’in annesinin Şeftalitopya’ya gittiğini anlattığı için pişman olduğunu söyler. Çünkü gerçekte Pelerin’in annesi pencereden düşüp ölmüştür.

Pelerin kafasına fanus geçirip hava motorunu çalıştırarak göle dalış yapar, hatta gölün dibine ulaşmayı başarır. Dipte akıntılarla birlikte yemyeşil, harika bir manzara görür. Fakat manzaranın tadını çıkaramadan fabrikanın işçileri tarafından yukarıya çekilir ve kafese kapatılır. Onlarca vahşi hayvanın kafeslerde ölümü beklediği bu yerde, onu kurtaran maymunla karşılaşır ve cam fabrikasına gelen hayvanların akıbetini öğrenir.

Pelerin kafeste.

Bu sırada Battaniye ve Yağmurluk yaşlı kedinin barına gelmiştir. Yağmurluk fabrikaya uçar ve Pelerin’in kafese kapatıldığını öğrenir. Rakunlar ise patronun emriyle kayıp kolyeyi aramaya çıkmışlardır. Yaşlı kedi rakun çetesinin başkanını oyalarken baba kedi ve papağan kaçarlar.

Patron kolyeyi kedinin boynunda da bulamayınca umudunu kaybetmiştir ve fabrikanın lanetlendiğine inanmaya başlamıştır. İlhamını yeniden yakalayabilmek için hayvanların tamamını fırına atmaya karar verir – Pelerin’den başlayacaktır.

Battaniye fabrikaya geldiğinde Pelerin’i fırına düşerken görür.

Bu kısımda Battaniye’nin yüz ifadesi çok gerçekçiydi. Duygu geçişini, hayal kırıklığını, öfkeyi, üzüntüyü, şoku başarılı bir şekilde yansıtmışlar. Animasyonu yapanları tebrik etmek isterim. Etkileyici bir sahneydi.

Battaniye şoka giriyor.

Pelerin son anda fırından çıkmayı başarır ama babasına sesini duyuramaz. Bu sırada Battaniye oğlunun öldüğünü düşündüğü için yıkılmış, uğruna yaşayacağı bir şey kalmadığı için fabrika işçilerine teslim olmuştur.

Artık Pelerin dışarıdadır ve babasını özgürlüğe kavuşturmalıdır.

Pelerin fırından kurtuluyor.

Ormanda yaşlı kedi ile buluşur. Cam kolyeyi kullanarak rakunlarla pazarlık yapmaya karar verirler. Rakun çetesinin başı, Battaniye’yi serbest bırakmayı kabul eder fakat karşılığında kolye ile birlikte Pelerin’i de istemektedir. Kabul ederler.

Pazarlık sırasında yaşlı kedi, cam eritmeye yarayan alet yardımıyla rakunları etkisiz hale getirir. Sadece Battaniye’yi değil bütün hayvanları kurtarırlar. Hayvanlar birlik olur, fabrikanın ortasında duran cam balina heykelini gaz dolu tüplerin yardımıyla denizaltı haline getirir ve göle dalış yaparlar.

Denizaltı.

Patron göle girer, Pelerin’in boynundaki kolyeyi asılır. Tek istediği kolyedir. Rakun çetesinin başı -taraf değiştirmiştir- Pelerin’e yardım eder ve bu sayede, patron gölün akıntısına kapılıp kaybolur.

Cam küre kolyesi bu kargaşa esnasında kopmuştur. Battaniye telaşlanınca, yaşlı kedi bir sorun olmadığını söyler ve cam kürenin öyküsünü şu sözlerle anlatır:

“Sıradan bir cam küre, sadece yadigâr. Aslen o verdi bana. Yıllar önce onunla tanıştığımda büyük fikirleri olan zavallı bir işçiydi. Ona ilham verdiğimi söyledi. İlk kedi heykellerine ben ilham verdim. Küre çok güzeldi, renk değiştiriyordu, peşinde olduğu ilham gibiydi. Fabrika onun Şeftalitopya’sıydı. Sonra çok ileri gitti, karanlık tarafa geçti, bu yüzden, ben de onu terk ettim.”

Cam küreye yakından bakıldığında içinde çiçekler olduğu görülür. Küre ilhamın simgesidir, insanın kalbinde yatan ve özlenen cennetin küçük bir numunesidir. Patron aradığı mükemmelliğe, “şeftalitopya”sına ulaşamayınca hırsına kapılmış, ardından ilhamını kaybetmiş ve en sonunda kendisi kaybolmuştur. “Patron” karakteri mükemmeliyetçiliğe kapılıp iyiyi, hayatın bir arayış süreci olduğu bilgisini yitiren ve mutsuzlaşan insanların bir portresidir.

Yavru Battaniye hayranlıkla kolyeye bakıyor.

Hayvanlar gölün dibindeki güzel manzaralı yerden geçerek güneşin ışıldadığı, nehirlerin aktığı, pespembe çiçeklerle dolu ağaçların ve gülümseyen yeşilliklerin olduğu bir diyara ulaşırlar. Ateşin çevresinde neşe ile dans ederler. Filmin burada bitmesi gerektiğini düşünürsünüz ama bitmez. Çünkü filmin bize vermek istediği basit “mutlu son” değildir.

Bütün o sürur ve eğlence içerisinde Pelerin’in içine bir hüzün çöker. Dans eden hayvanların arasından ayrılır ve tenha bir köşeye çekilir. Hemen sonraki sahnede masmavi gökyüzü, yemyeşil bir tepe ve pespembe bir ağacın altında yine Pelerin’i mutsuz görürüz.

Eve dönmek ister Pelerin: Nehrin karşısındaki apartman dairesine. Bütün yolculuğun başladığı yere.

“Evlat, bu koca dünya tamamen senin. Git! Bunu deneyimle, gözüpek ol. Ama bir gün evini özlersen evinin ben neredeysem orası olduğunu biliyorsun.”

… der Battaniye. Ardından uçsuz bucaksız yeşilliğin içinde rastgele bir yöne gider.

Pelerin’in yüzü ışıldar. Artık herhangi bir yöne gidebilir, nereye isterse oraya! Evini, cennetini kalbinde taşıdığını; yaşamın baştan başa bir arayış yolculuğu olduğunu anlamıştır.

Doğru söyledin yaşlı kedi.

Yönetmenin adı Gary Wang‘mış. Diğer filmlerini de izlemek istiyorum. Son bir alıntıyla incelemeyi bitiriyorum.

“Benim bir evim var. Hepimiz bırakmak, gitmek ve büyümek zorundayız. Belki de gerçek Şeftalitopya budur: arzuladığın bir yer ancak kalamayacağın bir yer.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir