Üç Kentin İsyancısı’nın benim hayatımda özel bir yeri var: yazıp bitirebildiğim ilk roman.
Distopya türündeki bu kitabı 2012’de, henüz 15 yaşındayken yazmıştım.
O dönemki yazım tarzımın bir hatırası olarak kalmasını istediğim için fazla düzenlemeden internette yayınlamaya başladım. Dönüp baktığımda her ne kadar acemice gelse de gurur duyduğum bir kitap.
Konusu: Dünya Savaşı’ndan sonra ülkelerin büyük çoğunluğu yok olmuş, çok az insan hayatta kalmıştır. Bilime, sanata ve yönetime adanmış üç kentten oluşan bu yegane yaşam alanı hakkındaki kararları Seçkinler vermektedir. Kötükulların görevi ise Seçkinlere itaat etmektir. Ne var ki Belda adında bir genç kız, bu düzeni değiştirmeye kararlıdır.
Bundan yüz elli yıl önce, dünya bambaşka bir yermiş Poli. İnsan sayısı çokmuş, milyarlarca insan yaşarmış.
Tüm insanlar eşit ve hürmüş. Ülkeler arası bazen çekişmeler olsa bile kimse kimsenin ayağına kapanmak zorunda değilmiş. Bunu tercih edenler az da olsa varmış; ama onurlu yaşamak her zaman mümkünmüş.
Sıradan bir insan parlak bir fikirle güzel işler yapabilirmiş, dışarı çıkıp gezebilir, istediğini yiyip içebilirmiş. Aslında, sıradan insan diye bir kavram yokmuş. Tüm insanlar seçkinmiş.
Üç Kentin İsyancısı’nı nereden okuyabilirim?
Üç Kentin İsyancısı, Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi‘nde tefrika olarak yayınlandı.
Ayrıca Inkspired ve Wattpad üzerinden okuyabilir, YouTube’dan ise sesli olarak dinleyebilirsiniz.

